Sokak Çocukları Komisyonu'na Öneriler

Durum saptaması için devlet kuruluşlarına dışarıdan bakacak, analizleri yapacak araştırma gereksinimi var. Belediyelerin, sivil toplumun çocuklarla ilgili çalışmalara aktif katılımı sağlanmalı; medya doğru bilgilendirmeli; insan kaynağı yetiştirilmeli.


0-18.org
23/11/2004    Oğuz POLAT

BİA (İstanbul) - Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde sokak çocukları için bir komisyon kuruldu. Bu konuda iyimser olacağımız nokta sadece ilgili Bakan yerine komisyon olarak ilgilenilmesi.

Ama bu komisyonun isminin Çocuk Hakları Komisyonu olması çok daha hedefe yönelik olacaktı. Komisyonun misyonunu daha net belirleyecekti. Çünkü nasıl ve nereden bakarsanız bakın sokak çocukları bir sonuç. Çocuk haklarının uygulanmamasının bir sonucu.

Evdeki istismardan başlıyor ve ekonomik açmazlar ile çocuğun eğitime sokulamaması ile devam ediyor. Sokağa düştükten sonra da uyuşturucu, fuhuş kıskacıyla sürüyor. O yüzden sadece medyatik olduğundan olaya sokak çocukları diye de başlayabilirsiniz ama doğrusu çocuk hakları olmalıydı diyorum.

Ancak komisyon kuruldu. İçeride konu hakkında duyarlı ve kısmen bilgili olduğunu da bildiğim Okuducu ve Ergenç gibi isimlerde var. Neler yapabilirlere göz atmak gerekir.

İnsan kaynağı eksikliği

Önlemleri, birincil önlemler, ikincil önlemler ve üçüncül önlemler olarak üç aşamalı sınıflandırırsak, hepsine başlıklar halinde değinmekte yarar var. Durum saptaması için devlet kuruluşlarına dışarıdan bakacak, analizleri yapacak araştırma gereksinimi var. Müdahale ile günışığına çıkması devlette bazı makamlarca "eleştiriliyoruz" diyerek önlenen raporlar yerine fotoğrafı net çekecek resimlere gerek var. Bu araştırmalar ile Devlet Bakanı'nın resmi demeçleri dışında tabloda ortaya çıkar. Bir örnek vereceğim.

Sokak çocukları sorunu tartışılırken herkes konuşuyor da sosyal hizmetler perspektifi kimse tarafından dile getirilmiyor. Dünyada meslek grubu olarak işin sahibi sosyal hizmetler.

Ama Türkiye'de onların yetiştiği tek okul var. Yüksek Öğrenim Kurulu'yla (YÖK) görüşüp İstanbul'da ve İzmir'de veya başka büyük illerde hemen birkaç yüksek okul ve yüksek lisans programları başlatılmalı.

Konuya çok disiplinli yaklaşım gerektiğinden öğretim üyeleri sadece sosyal hizmetler uzmanları olmayacağı için bu hızla yapılabilir. Altyapı bu anlamda sıkıntılı değil. Birincil önlem olarak "Eleman yetiştirin".

İkinci önlem ise mevcut insan kaynaklarının eğitim ile çalışma ve sosyal yaşam koşullarının iyileştirilmesidir. Gerçekleştirdiğim, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun (SHÇEK) tüm çabasına rağmen Emniyet Çocuk Birimi ve Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanması geciktirilen 25 ili kapsayan bir araştırmada, çocuklarla ilgili çalışanlarla görüşme yapmış ve durumu tespit etmiştik.

İlk göze çarpan çalışanlardaki "resilience" dediğimiz yılgınlıktı. Bu işte çalışanlar yılmıştı. Çok zor koşullarda çalışmalar yapmalarına karşın iş başarısı olmuyordu.

Fiziksel koşullar, olanaklar, meslek elemanı olmayan yöneticiler, siyasi yaklaşımlar ve hedef sunamama gibi yıpratıcı faktörlere bir de çok düşük maaşlar nedeniyle maddi tatminsizlik eklenince elemanlar yılgınlık içerisinde inançsız çalışıyorlardı. Bu sorunu emirler ya da korkutma ile çözebilmenin mümkün olmadığı bilinmelidir.

"Toplumun katılımı sağlanmalı"

Üçüncü nokta ise sivil toplum kuruluşlarının önü kapalıdır. "Sadece Devlet kurum bakımı yapar" mantığı artık hiçbir gelişmiş ülkede yoktur. "STK lar hizmet verir, devlet denetler" doğru yaklaşımdır.

Bu, hem kapasiteyi hem de toplum katılımını sağlar. Bugün, "toplum katılımı"nı devlete sağlanacak maddi yardım gibi algılamanın sonucu kuruma yalnızlık getirmiştir.

Toplumun içinden gelen böylesi bir sorunun çözümüne toplumun katkısı yoksa veya toplum tepkisizse, bu sadece toplumun duyarsızlığı değil devletin topluma "çözüm ortağı" olarak bakmayıp sadece "para bağışçısı" diye bakmasındandır da.

Aslen toplum istismar, fuhuş, uyuşturucu ve diğer problemlere göre sokak çocuklarına çok daha fazla duyarlılık göstermektedir. İnsanlar istismar olgularındaki uzun dönemli sonuç alma yerine daha somut, kıyafet, yiyecek vererek hemen sonucunu görebilecekleri sokak çocuklarının durumunu değiştirmeyi seçmektedirler.

Unutulmamalıdır ki toplumun en duyarlı olduğu konu budur. Buna rağmen sorunun çözümüne toplumun katılımı minimumdadır. Bu durum toplumun diğer sorunların çözümüne katkısının hiç olmadığının bir başka göstergesidir.

"Medya görmüyor ya da yanlış görüyor"

Medyada konuyla ilgili bilgilendirmenin hiç yapılmadığını veya yanlış yönlendirme yapıldığını da vurgulamak gerekir. Örneğin, sokakta gasp yapan çocuk ve gençler bu amaçla doğu ve güneyden kaçırılıp suça itilen organize çete mensuplarıdır. Sokak çocuklarından bunları ayıramazsanız sorunu çözemezsiniz.

Bu iki farklı sorunun çözümleri de farklıdır. Birincisi bilinçli organize suçtur. Elebaşları yakalanmalı, suça itilen -istismar edilen- çocuklar rehabilite edilmelidir. Adalet Bakanlığı'nın da çocukla ilgili konulara artık daha ciddi yaklaşması gerekmektedir.

Sokak çocukları ise bireysel yaklaşımlarla yumuşaklıkla ele alınmalı ve çocuklara barınma, beslenme, temizlik, sağlık gibi temel olanakların yanısıra eğitim olanakları sunulmalıdır. Medya bu konuda mutlaka eğitim almalı ve farkı yansıtmaları sağlanmalıdır. Yoksa bu tip yayıncılıkla toplumu Brezilya'daki gibi çocuk avcılığına yöneltecekleri korkusu duyduğumu belirtmek isterim.

"Belediyeler işe katılmalı"

Çocuklarla ilgili çalışmalarda ise eğitim ve iş olanakları önemlidir. Okuma-yazma kursları ile ilk aşama başarılı yürürken sonrasında bir boşluk görülmektedir. Buna acil çözüm gerekir.

İstanbul'daki sokak çocukları için Vakıfbank yatılı ilköğretim okulu modelinin gözden geçirilip revize edildikten sonra yaygınlaştırılması düşünülebilir. İş olanakları açısından Sokak Çocukları Rehabilitasyon Derneği olarak başlattığımız "gönüllü tekstilcilerin kontenjan ayırması" modeli gibi bir çalışma ya da bu tarz farklı yöntemler düşünülmelidir.

Çocuk boşlukta bırakılmamalı, kendini güvenli ve işe yarar hissedeceği bir ortama alınmalıdır. Sokak çocukları belediyelerin görev kapsamında da olmasına karşın konuyla ilgili çok az sayıda sınırlı projeler üretildiği gözlenmektedir. Belediyeler mutlaka işin içine katılmalıdır.

Burada dikkat çekilen hususlar dışında global merkezli problemlerin çözümü zaten tüm ulusu ilgilendiren bir sorundur. Onlar çözülmeden ekonomik krizleri, çocukların çalıştırılmasını ve göçü engelleyebilmek mümkün değildir. Ama bu da "yapılabilecek hiçbir şey yok" demek anlamında değildir. Öneriler dikkate alınıp uygulamaya geçildiğinde şimdikinden çok farklı bir tablonun ortaya çıkacağı görülecektir.(OP/EÜ)

* Vurgular ve ara başlıklar bianet'e aittir.
.....
.....
sayfa başına dön
 
 
Ana Sayfa'ya Git