HEP'ten DEHAP'a Pozitif Ayrımcılık

Belli bir gelenek içinde değerlendirilebilecek olan HEP, DEP, HADEP, DEHAP gibi partilerin program ve tüzükleri, seçim kampanyaları ve örgütsel yapıları, kadın politikaları açısından ele alındığında önemli bir gelişim seyrinden söz edilebilir.


BİA Haber Merkezi
03/04/2006    Handan ÇAĞLAYAN       caglayanhandan@yahoo.com

BİA (Ankara) - Her ne kadar Leyla Zana gibi bir kadın politikacıyı çıkartmış olsa bile (Halkın Emek Partisi) HEP ve Demokrasi Partisi'nde (DEP) özgün bir kadın politikasına rastlanmadığı gibi, bu partilere bağlı kadın birimleri de kurulmamıştır.

Bu tür birimlerin Halkın Demokrasi Partisi'nde (HADEP) ve 1990'ların ikinci yarısında ortaya çıktığı görülüyor.

Eldeki materyaller ışığında bakıldığında kadın birimleri 1990'lı yıllar boyunca kadınların kadın olmalarından kaynaklı sorunlarına ilişkin özgün bir programın ve ilginin sahibi de olmadılar.

Parti program ve tüzüklerinde "Kadın Sorunu"na yaklaşım

Halkın Emek Partisi: Bilindiği kadarıyla 1990 yılında kurulan HEP'in kurucuları arasında kadın üye bulunmadığı gibi, parti programında HEP'in; "işçilerin, işsizlerin, memurların, öğretmenlerin, demokrat, sosyal demokrat ve sosyalist aydınların, esnafın, zanaatkarın, baskıya maruz kalan halk kitlelerinin ve demokrasiden yana olan herkesin partisi" olduğu deklere edilirken, bu sıralamada kadınlara yer verilmemiştir.

Parti Programı, dünyada ve Türkiye'deki durumun tespit edildiği giriş ile başlıyor. Ardından devletin ve toplumun demokratikleşmesi ana başlığı altında, sosyal hukuk devleti, insan hakları, çoğulcu katılımcı vb. gibi alt başlıklar yer alıyor. Kürt sorunu da bu başlık altında değerlendiriliyor.

Takip eden ana başlıklar ise, yerel yönetimler, hukuk ve adalet, dış ilişkiler ve savunma, sosyal politikalar, çevre ve ekonomi bölümlerine ilişkindir. 'Kadın hakları' sosyal politikalar ana başlığı altında ve beslenme, konut sorunu gibi konulardan sonra ele alınmıştır.

Beslenmeye bir buçuk, konut sorununa ise iki buçuk sayfa ayrılmış olan toplam 64 sayfalık bu program metninde kadın haklarına ilişkin partinin görüşü, tek bir paragraf içinde ifade edilmiştir:

"Kadın-erkek eşitliğini yadsıyan ve kadını toplumsal yaşamdan dışlayan eğitim önlenecek, yasalardan, kadın-erkek eşitliğine aykırı kurallar ayıklanacak, kadının toplumsal yaşamın her alanında erkekler[e] eşitliğini sağlayacak olan ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuksal önlemler alınacaktır."

Görüldüğü gibi bu paragrafta da, kadın sorununa ilişkin herhangi bir saptama yapılmaksızın "kadın-erkek eşitliği"ni sağlamak için yapılması hedeflenenler sıralanmıştır.

Takip eden bölüm ise 'Ailenin Korunması'na ilişkin bölümdür. Bu bölüm de aşağıdaki gibidir:

"Toplumun doğal ve temel birimi olan aile koruncaktır. Ailenin huzuru ve refahı, ana ve çocuk sağlığının korunması, aile bireyleri arasında ilişkilerin, kendilerini daha da geliştirecek niteliğe kavuşması için gerekli her türlü yardım yapılacaktır. /Ana sağlığına, çocukların sağlık, bakım ve eğitimine en geniş olanaklı koruma yardım sağlanacaktır./ İstekli eşlerin özgür ve tam oluru olmadan hiçbir evlilik bağı kurulmayacaktır."

Demokrasi Partisi: DEP'in tüzüğünde, üyelik ile ilgili bölümde, 'üyelik için; ırk, cinsiyet, dil, din, mezhep, aile, zümre sınıf ve meslek ayrımı gözetilmez' ifadesi dışında konumuza ilişkin bir düzenleme yer almamıştır.

Halkın Demokrasi Partisi: 1994'te kurulan HADEP'in programı da benzer özellikler taşıyor.. HADEP basın bülteninde yer aldığı kadarıyla 11 Mayıs 1994'te toplanan HADEP Kurucular Kurulunun seçtiği 30 kişilik Parti Meclisinde tek bir kadın bulunmaktaydı.

HADEP'in ilk olağan genel kurulunun ardından parti meclisinde bir kaç kadının daha yer aldığı görülmüştür. Parti programında devletin ve toplumun demokratikleştirilmesi için yapılacakların sıralandığı bölümde; 'kadın-erkek eşitliği'nin sağlanması için yapılacaklara da yer verilmiştir;

"Kadın-erkek eşitliğini yadsıyan ve kadını toplumsal yaşamdan dışlayan eğitim önlenecek; yasalardan kadın-erkek eşitliğine aykırı tüm kurallar ayıklanacak; kadının toplumsal yaşamın her alanında erkeklerle eşitliğini sağlayacak olan ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuksal önlemler alınacaktır.

Erkek ideolojisinin egemen olduğu toplumun yerleşik davranış kalıplarıyla değer yargılarını ve inançlarını değiştirecek eğitim çalışmalarına özel önem verilecektir. Toplumsal ve doğal bir görev olan analık kurumu güvence altına alınacaktır."

HADEP'in programında, kadın politikası, sosyal politikalar bölümünden, demokratikleşme bölümüne alınmıştır.

Konu başlıklarının sıralamasının aynı zamanda bir önem sıralaması olduğu da düşünülürse, ilkine göre daha önem verilmeye başlandığı sonucu çıkartılabilir.

Program ve tüzükler gibi, günlük politik etkinlikler açısından da kadınlar bu partilerin ilgi odaklarının hayli uzağında kalmış görünüyor.

Partilerin basın yayın organlarına yansıyan faaliyetleri ile ulaşılabilen basın açıklamaları daha çok insan ihlallerine ve Kürt sorununun çözümüne odaklanmıştır.

Bunu anlamak güç değildir. Partiler sürekli kapatılma tehdidi altında normal faaliyet yürütemedikleri gibi, sivillere yönelik şiddet eylemlerinin ulaştığı boyut neredeyse olağan gündemlere olanak bırakmamıştır.

1990'ların ortalarında doruk noktasına ulaşan faili meçhul cinayetler 1996'dan itibaren seyrekleşmeye başlamış, ancak parti üzerindeki baskı etkisini sürdürmüştür. Bununla birlikte benzer kategorideki partiler içinde en uzun ömürlü olan HADEP sürecinde kadınların katılımı açısından kimi gelişmeler yaşanmıştır.

Yaklaşım Değişikliği:

Zamanla kadınların katılımına paralel olarak HADEP'te kadın birimlerinin oluşturulduğu görülüyor. 1997 yılından itibaren kadın birimlerinin merkezileşmeye ve kendi içinde bir koordine oluşturmaya başlamaları değişimin işaretini veriyor.

Yerel örgütlerdeki kadınların merkezi bir kadın birimi ile koordineli olarak çalışmaya başlamalarına paralel olarak parti içindeki cinsiyet ayrımcı pratiklerin farkına varmaya başlamaları ile eş zamanlıdır.

Asıl radikal değişimin ise HADEP'in 2000'de gerçekleştirdiği kongrede ortaya çıktığı belirtilmelidir. Bu kongre ile kadın ve gençlik kolları kendi yönetimlerini seçme hakkı bulunan özerk örgütler olarak tanınırken, daha da önemlisi, ek 4. madde ile "pozitif ayrımcılık" ilkesinin tüzüğe eklenmesi olmuştur.

Bu kongredeki tüzük değişikliği konumuz açısından oldukça dikkat çekici niteliktedir. Pozitif ayrımcılık ilkesini düzenleyen maddeye göre HADEP'in;

"... karar ve yönetim organlarında kadınların emekleri ve katılım düzeyleri oranında yer almaları önündeki toplumsal engeller ortadan kaldırılana kadar pozitif destek sunulması gerekmektedir. Kadınların bütün yönetim ve karar organlarında 1/4 oranında temsil edilmesi gerekir. Bu oranın bulunmaması durumunda var olan sayı ile yetinilir. Bu kuralın uygulanmasına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yönetmelikle belirlenir."

Tüzükte işlenen bu genel kuralın ayrıntıları yönetmeliğe bırakılmıştır. HADEP Kadın Kolları Yönetmeliği'ne göre;

"a- Her kademedeki adaylık, delege ve her toplantıdaki konuşmacı oranı konusunda, kadınlar için pozitif destek uygulanır. HADEP tüzüğünde yer alan her düzeydeki yönetim üyeliklerine seçimlerde, seçilenlerin en az dörtte birinin kadın olması gerekir.

"b- Bu kural Belediye Meclis Üyeliklerinde, İl Genel Meclis üyeliklerinde, Milletvekili adaylıklarında, ilçe, il Kongreleri ve Kurultay delegeliklerinde uygulanır; üye ve delegelerin, milletvekili adaylarının en az dörtte birinin kadın olması gerekir. Üst sınır konulamaz."

Program ve tüzük ilkeleri açısından, 'kadın özgürlüğü'ne ilişkin en radikal düzenlemeler DEHAP'ın (Demokratik Halk Partisi) 2003 tarihli Kongresi ile değiştirdiği program ve tüzüğünde görülüyor.

3 Kasım 2002 seçimlerinden kısa bir süre önce HADEP'in kapatılması olasılığına karşı DEHAP adı altında seçimlere girilmesi ve bir süre sonra HADEP'in kapatılması sonucunda DEHAP aktifleşmiş ve parti program ve tüzüğü güncelleştirilmiştir.

2003'te gerçekleştirilen olağanüstü kongreyle kabul edilen yeni program ve tüzük öncekilerden hem biçim hem de içerik olarak radikal bir farklılaşmaya işaret etmektedir.

Biçim açısından, 'kadın özgürleşmesi' önceki programlarda olduğu gibi sonlarda değil, 'devletin ve toplumun demokratikleşmesi' başlığının altında hemen ikinci sıraya yerleştirilmiştir.

Program 'Kürt sorununa barışçıl çözüm yolu bulma'yı birinci önemde demokratikleşme sorunu olarak değerlendirirken, ondan hemen sonra, kadın özgürleşmesine de ikinci önemde bir demokratikleşme sorunu olarak yaklaşıyor.

Bu bölüme geçmeden önce, programın genel yaklaşımının ve ilkelerinin sıralandığı birinci bölüme de değinmek gerekir.

Diğer bütün programlarda, bu bölüm Kürt taleplerinin ve sol bir bakış açısıyla dünyadaki, Türkiye'deki durumuna ilişkin partinin yaklaşımının özetlendiği bölüm niteliğindeydi ve kadınla ilgili herhangi bir değinmeye yer verilmemiştir. Oysa yeni programın hemen giriş bölümünde, 'kadın özgürlüğü' partinin başlıca amaçları arasında sayılıyor:

"Devleti demokratikleştiren, siyaseti topluma yayan, insan hakları ve kadın özgürlüğüne, ekolojik dengenin korunmasına, hukukun üstünlüğüne ve sosyal adalete dayanan bir siyasal yaklaşım, çağımızın temel yaklaşımını oluşturacaktır. Türkiye'nin de bu doğrultuda demokratik yeniden yapılanması bu program ışığında demokratik bir sol kitle partisi olan DEHAP'ın iktidarıyla sağlanacaktır."(2003;7)

DEHAP'ın yeni programına göre, 20.yüzyılda 'sistemin yarattığı eşitsizliklere karşı daha eşitlikçi bir toplum idealiyle ortaya çıkan reel sosyalist sistem çökmekten' kurtulamamış, buna karşın 'kapitalist uygarlık tıkanmış ve insanların sorunlarına çözüm üretmekte uzak' olup adalet, özgürlük ve eşitlik adına yeni bir çıkışın yaşanması zorunlu' hale gelmiştir (age;9). Bu yeni çıkışta kadınların önemli bir yeri olacaktır. Yeni yüzyıla karakterini veren üç temel çelişkinin birisi cins çelişkisidir. Bu çelişkiler:

"i) Dünya ölçeğinde zenginliklerin çoğunu her türlü baskı ve tahakküm aracını da kullanarak elinde bulunduran bir avuç egemen ile tüm insanlık arasındaki çelişki

ii) Yeni Dünya Düzeni ve küresel kapitalizm ile doruk noktasına varan erkek egemen sistemin barındırdığı cins çelişkisi

iii) Sınırsız hükmetme ve tüketim kültürünün yok olmayla karşı karşıya getirdiği doğa ile insan arasındaki çelişki" (age;9,10)

Böylece, yeni yüzyılın çatışmalarına damgasını vuracak çelişkilerden biri olarak cins çelişkisi, programın bütün düzenlemelerine damgasını vuracaktır. İnsanların bugün boğuşmakta olduğu sorunların temel kaynağı kadınların tarihten dışlanmış olmalarıdır:

"Tarihsel ve toplumsal bir sorun olarak cinsler arasındaki eşitsizlik, çağımızın temel sorunlarından birisidir. Bu sorun sadece kadınları etkilemekle kalmaz; 21. yüzyıla insanlığın ağır toplumsal, siyasal, ekolojik sorunlarını çözemeden girmiş olmalarının temelinde, diğer eşitsizliklerin beslendiği bu en eski eşitsizliğin aşılmamış olması bulunmaktadır. Erkek egemen toplumsal yapı varlığını hala sürdürmektedir...

"Kadınların yer almadığı, dışlandığı, susturulduğu bir tarihin ürünü olan bugünkü dünyamız, insanlığın sorunlarına çözüm üretememektedir. Toplumun yarısının yok sayıldığı bir eşitlik gerçek eşitlik değildir; kadınların farklılıklarıyla temsil edilmediği demokrasiler de eksik demokrasilerdir." (age; 18,19)

DEHAP cinsiyet ayrımcılığına karşı çıkışını bir demokratlık gereği ya da öncekiler gibi bir sosyal politika konusu olarak değil, yukarıdaki 'stratejik yaklaşım'a dayandırmış ve cins ayrımcılığını bir sistem sorunu olarak ele almıştır.

Bu doğrultuda partinin yapmayı görev olarak benimsediği uygulamaların başında pozitif ayrımcılık ilkesi geliyor:

" DEHAP, kadınların siyasal ve toplumsal yaşama katılımları önündeki engellerin aşılmasını zorunlu bir görev olarak görür. Kadınların karar alma ve uygulama süreçlerinde temsil edilmesini engelleyen koşullar ortadan kalkıncaya kadar pozitif ayrımcılık uygulanacaktır. Siyasi Partiler Yasasında bu doğrultuda düzenlemeye gidilecektir."

Ayrıca CEDAW'ın (Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) gereklerinin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi, sığınma evleri, istihdama katılımda ve eğitimde fırsat eşitliği ilkeleri benimsenmiş, "kadını ikincil, zayıf ve küçük gören geleneksel değer yargıları ile mücadele' edileceği, 'eşitlikçi bir kültürün gelişmesi'nin sağlanacağı, 'kadınlara kendi yaşamları üzerinde söz hakkı tanımayan küçük yaşta evlendirme, başlık parası, çok eşli evlilik, berdél gibi uygulamalara karşı her düzeyde mücadele' edileceği de belirtilmiştir.

Programın sonraki bölümlerinde de kadın bakış açısının izleri görülebiliyor. Örneğin DEHAP '... tek dil, tek kültür, tek cinsiyeti esas alan bir yurttaşlık anlayışı yerine farklılıkları tanıyan çok kültürlü bir anayasal yurttaşlık anlayışının daha demokratik ve kapsayıcı olacağına' inandığını belirtmiştir. Kadınları da farklılıkları ile birlikte kapsaması gereken bir yurttaşlık tanımı yapılmıştır.

Başka bir bölümde ise 'Baş örtüsü dolayısı ile kadınların eğitim ve çalışma haklarını kaybetmelerine son verileceği' belirtiliyor. Programın sosyal politikalar bölümünde; eğitimde cins ayrımcılığına son verileceği, kadınların sendikal katılımlarını arttırıcı önlemler alınacağı gibi ibarelerin yanı sıra, fuhuş sektöründe çalışan kadınların sosyal güvenceye kavuşturulması, cinsel yönelimlerinin farklılığından dolayı ayrımcılığa son verilmesi gibi radikal söylemler de yer alıyor.

DEHAP'ın aynı kongreyle yaptığı tüzük değişikliği de programla paralel özellikler gösteriyor. Öncekilerden ilk farklılık, partinin tanımında ortaya çıkıyor.

DEHAP diğer partilere benzer özellikler ile birlikte, "... toplumun demokratikleşmesini kadınların her alanda etkin katılımı ve özgürleşmesinde' gören bir parti olarak tanımlanmakta, amaçları arasında; ikinci sırada partinin "kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığı reddettiği' ve "kadınların, demokratik, eşitlikçi ve özgür bir toplumun yaratılması mücadelesinin temel öznelerinden olduğu ilkesinde hareket' ettiği belirtiliyor.

İlkeler bölümünde de HADEP'te 1/4 olarak öngörülmüş olan kadın kotası, yüzde 35 olarak yeniden düzenlenmiştir.

Parti disiplin suçları arasında, üyelerin sadece partideki davranışları değil, 'özel alan'daki davranışları da parti ilkeleri açısından mercek altına alınmıştır. Buna göre; "aile içi alan dahil olmak üzere kadınlara yönelik her türlü şiddet uygulamak ve tacizde bulunmak", " partiye üye olduktan sonra çok eşli evlilik yapmak" parti disiplin suçu sayılıyor.

Burada geniş bir parantez açarak çok eşlilik konusunu değinmek istiyorum. DEHAP'lı kadınlar çok eşli erkeklerin parti yönetim ve karar organlarında yer almamaları için belli bir duyarlılık yaratmayı başarmışlardır. İki eşliliğin delege, parti yöneticisi ya da seçimlerde aday olma önünde engel oluşturması, parti üyeleri arasında çokça tartışılmış, özellikle ikinci evliliğini yapanların parti üyeliğinin sone erdirileceği yolundaki disiplin ilkesinin yol açtığı tartışmalar üzerine, DEHAP'lı yöneticiler, günlük gazete yoluyla üyelerine, bu ilkenin partiye üye olduktan sonra iki evlilik yapanlar için geçerli olacağını, geriye doğru işlemeyeceğini açıklamak zorunda kalmışlardır.

Aile içi şiddet gibi 'özel alanı ilgilendiren' bir konunun parti tüzüğüne alınmasının yakışık kaçmayacağını düşünen parti yöneticileri de olmuştur. Ancak, kadınlar bu kararların geçmesini sağlamada ısrarlı olmuşlardır.

1990'lı yılların başında kadın sorununa ilişkin duyarsızlık derecesindeki yaklaşımın, 1990'ların sonlarına doğru kadın özgürlüğünün parti programının merkezine yerleştirecek şeklide değiştiği görülüyor.

Bu değişimin ardında neler bulunmaktadır? Kadınların katılım düzeylerindeki artışı, etkenlerden birisidir.

Ancak ne kadar yoğun katılım gösterirlerse göstersinler, bunun doğrudan parti politikalarına ve kadınların yönetsel organlardaki temsil düzeyine yansıması beklenemez.

Artan kadın katılımının böylesi bir sonuç doğurmasında Kürt hareketinin kadın yaklaşımı açısından 1990'lı yıllarda geçirdiği değişimin dolaylı da olsa etkide bulunduğu düşünülebilir.

Yasal partilerde daha çok Kürt kimliği ekseninde başlayan kadın hareketliliğinin zaman içinde kadın bakış açısının gelişimine, Kürt hareketinin, kadınları kendi ölçüleri, kendi örgütleri ile aktif toplumsal ve siyasal özneler olmaya çağırması eşlik etmiştir.

Seçimlerde çok sayıda kadının aday gösterilmesi gibi somut yansımaları da olan bu gelişmenin kolay gerçekleştiği ise düşünülemez. Aksine, kadınlar partiye ve erkek yöneticilere hakim olan erkek egemenliğine karşı zorlu bir mücadele yürütmüşlerdir.

Partilere Bağlı Kadın Birimleri

Yerel örgütlere bağlı olarak kurulan dağınık haldeki kadın komisyonları, başlangıçta sadece yöneticilerin duydukları pratik ihtiyaçlardan kaynaklanmıştır.

Parti merkezlerinde az sayıda eğitimli, ailesinin özellikleri ya da kendi özgül kişisel donanımı sayesinde yer edinebilen kadın profesyonel bulunurken (Bu kategorideki kadınlar ağırlıklı olarak Yurtsever Kadınlar Derneğinde bir araya gelmiş olan ve onun kapatılması ile partiye geçen kadınlardır), kadın komisyonları, süreç içinde radikalleşmiş kadınlar arasında, kurulmuş bulunmaktaydı.

Komisyonlar ağırlıklı olarak kadınları örgütlemek ve parti etkinliklerine yönlendirmek amacına hizmet etmekteydi.

Parti yöneticilerinin, kadınlara 'analarımız, bacılarımız' diye hitap ettikleri başlangıç yıllarının ardından zaman içinde, parti aktivisti olan kadınlar arasında bazıları emeklerinin görülmediğini, dahası, erkek arkadaşlarının onların emekleri üzerinden yöneticilik yaptığını hissetmeye başlamışlardır.

1990'lı yılların sonlarına doğru ise, kadın kimliğini de sahiplenmeye başlayan yeni bir partili kadın kategorisi ortaya çıkmaya başlamıştır.

Bu kadınlar muhtemelen kendilerini 'analar', 'bacılar' olarak görmeyen, 'serhildan' kadınlarından etkilenmiş olmakla birlikte onlara göre kentli, okumuş ve genç; Kürt hareketinin kadınlara, kendilerini ve toplumu değiştirme sorumluluğu verilen ve bunu yerine getirecek potansiyele sahip 'kadınlar' olarak seslendiğinin farkında olan kadınlardı.

Harekete yakın basın organları ve TV kanalı aracılığı ile kadınların bütün çalışmalara katılım göstermeleri teşvik edilmekteydi.

Bu teşvik HADEP'in genç kadın aktivistleri arasında karşılık bulmuştur. Bu kadınlar 1990'lı yılların sonlarına doğru parti içindeki kadın çalışmalarını merkezi bir yapıya kavuşturma çabası içine girmişlerdir. 1997 yılında gerçekleştirilen I. Konferans bu doğrultuda bir ilk adım olmuştur.

1998 yılında İstanbul'da toplanan II. Konferans'tan sonra, bir iç yönetmelik yayınlanmıştır. Yönetmelikte, gelişme süreci şöyle ifade edilmektedir:

"... partimizin bütün alanlardaki etkinliklerine baktığımızda, gerek örgütlenme açısından gerekse de çeşitli etkinlikler açısından kadınların çok ciddi bir yer tuttuğu bir gerçektir.

"Ancak ne yazık ki, şimdiye kadar bu gücümüzü sistemli bir hale getirebildiğimiz söylenemez. Yakın zamana kadar kadın komisyonu çalışmaları kendiliğinden ve parçalı bir durum arz etmekteydi. Bu da çalışmaların bir türlü kendini kurumlaştıramamasına, emeklerin bir kısmının heba olmasına yol açmaktaydı."

Siyasi partilerin kol örgütü kurmaları önündeki yasağın kaldırılmasıyla, kadın komisyonları, kollara dönüştürülmüştür.

Komisyonlar, parti örgütlerine bağlı birimler olarak tanımlanmışken, kolların örgütlere bağlı değil, fakat onlarla eşgüdüm halinde çalışacağı ilkesi benimsenmiştir.

Bu basit düzenleme ya da kelime farkı ile, kadınlar, erkek yöneticilere bağlı olmaktan çıkmakta, farklı bir statü kazanmaktaydılar. Yönetmeliğe göre, kol başkanları, belde, ilçe ve il yönetimlerinin toplantılarına katılabileceklerdir.

Oy haklarının bulunmamasına karşın, yönetimlerde söz hakları olacaktır.

Yönetimlere bağlı ve onların direktiflerine göre çalışan komisyon tarzına göre, kolların, kadınlara göreli olarak ağırlığa sahip birimler kurma olanağı sunduğu görülmektedir.

Kadınlar, kendi kongrelerini yaparak yönetimlerini kendileri seçeceklerdir. Delege seçimi, aday belirleme gibi süreçlerde, kollar otomatik olarak örgüt içinde kadınların örgütlü gücü olarak belirleyici duruma gelmiştir.

Kadın delegeler üzerinde etkili olabildikleri oranda, örgüt yönetimlerinin oluşumunda da etkili olmaya başlamışlardır.

Kuşkusuz kol örgütlenmesine dönük biçimsel bir düzenlemenin, kendi başına kadınları parti içinde etkin kılması gibi bir sonuç beklemek yersizdir.

Partinin erkek yöneticilerinin kadınları örgütleme ve seferber etme amaçlarına hizmet de edebilir kol örgütleri. Hele de sol söylemlerine karşın, orta kademe yöneticileri ve üyeleri, ağırlıklı olarak aşiret kültürünün etkisi altında olan HADEP gibi bir partide biçimsel bir düzenlemenin kendiliğinden kadınları etkin kılması beklenemez.

Bir kol yöneticisinin bildirdiği gibi, HADEP, -en azından kadınlar için- 'özgürlük çizgisi ile feodal çizginin iç içe bulunduğu bir parti' niteliği taşımaktaydı.

HADEP deneyiminde kol örgütlenmesi, erkekler rahatsız olsalar bile, kadınların parti içinde etkinleşmelerine paralel şekillenmiştir.

Seçimlerde kadınlar

Adı geçen partiler, 1991'de Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) ile ittifak yapan HEP dışında parlamentoya milletvekili göndermeyi başaramamışlardır.

Genel seçimlerde ülke barajı aşılamamış olsa da 1999 ve 2004 yerel seçimlerinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun kimi il, ilçe ve belde belediyelerinde HADEP ve DEHAP'lı adaylar kolaylıkla seçilmişlerdir.

1991 seçimlerinde, henüz HEP'te kadınların siyasal temsilini yükseltmeye dönük bir gündem bulunmadığı gibi parti içindeki kadınların da bu tür bir taleplerinin söz konusu olduğuna dair bir ize rastlanmıyor.

Buna karşılık, siyasal atmosfer ve halkın tercihli oyları, bu seçimlerde Diyarbakır'dan Leyla Zana gibi bir parlamenterin çıkmasına elvermiştir.

DEP'in 1993'te, bir sonraki yıl yapılacak yerel seçimlere hazırlık mahiyetinde hazırlamış olduğu yerel yönetim broşüründe, her türlü cins ayrımcılığına karşı olunacağı ibaresine yer verildiği görülüyor. Bu broşürde;

"Gerek geleneksel ve yasal gerekse dinsel baskılar, kadının toplumda hak ettiği yeri almasını engellemiştir. Ekonomik ve yasal baskılar kadın kişiliğini zedelemiş, alınıp satılabilir bir cinsel meta olarak algılanmasına neden olmuştur. Erkek hakim toplumun yarattığı bu haksızlığın giderilmesi ancak tabuların yıkılması, eksiksiz demokratik bir toplum yaratma mücadelesi ve kadının bizzat örgütlü mücadelesi ile olasıdır."

(1993;9) şeklinde soyut değerlendirmelere yer verilmiş bulunuyor. Ancak DEP'in yerel yönetimler aracılığıyla sıraladığı soyut hedeflere ulaşılması için ne tür somut önlemler alacağı belirtilmemiştir.

1995 seçimlerinde HADEP çatısı altında kimi sol partilerin katılımı ile oluşturulan Emek Barış Özgürlük Bloku'nun iki sayfalık seçim bildirgesinde kadınlara ilişkin herhangi bir saptama ya da vaade yer verilmemiştir.

Kadın adayların durumuna bakıldığında da bildiri ile uyumlu bir tablo olduğu görülüyor..

Bu seçimlerde, yüzde 10 baraj aşıldığı taktirde, HADEP'in milletvekili çıkartabilme potansiyeline sahip bulunduğu Adana, Adıyaman, Bitlis, Hakkari, İçel, Batman, Tunceli gibi illerin aday listelerinde kadın adaylara hiç yer verilmezken, diğer illerin listelerine giren kadınlarsa, seçilebilir sıraların çok altında yer almışlardır.

Diyarbakır listesinde 5. ve 10. sıralarda, İstanbul'da (1. Bölge) 4. ve 5. sıralarda ve Mardin 2. sırada kadınlara yer verilmiştir. Bu seçimlerde, HADEP ülke barajını aşabilmiş olsaydı seçilecek olan 23 kişiden sadece birisi, Diyarbakır 5. sıra adayı Selma Tanrıkulu parlamentoya girmeyi başarabilecekti.

1999 genel seçimlerinde 1995'teki cinsiyet kompozisyonu aşağı yukarı aynı kalmıştır. Milletvekili seçimlerinin yanı sıra yerel yöneticilerin de seçildiği 1999 seçimlerinde, HADEP'in belediye başkan adaylarından üçü kadın olmak üzere 39'u seçimleri kazanmıştır.

Mardin'in Kızıltepe ve Derik ilçeleri ile Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçeleri tarihlerinde ilk kez kadın belediye başkanlarınca yönetilmeye başlanmıştır. Bu seçimlerde HADEP'in yayınladığı yerel yönetim programında kadınlar için şu vaatlere yer verilmiştir.

"Kadınların sosyal ve siyasal yaşama katılımı desteklenecek, mahalle halkının önerileri doğrultusunda mahallelerde kimsesiz kadınlara Özel Barınma Evleri kurulacaktır.

Yeterli sayıda kreş açılacak, ayrıca evlerde çocuk bakım hizmetleri için belediye olarak devreye girilecektir.

Ev kadınlarının evlerde ürettiği ürünlerin değerlendirilmesi amacıyla, Üretim Kooperatifleri'nin kurulmasına öncülük edilecektir.

Kadınlara yönelik üretim amaçlı beceri kursları yaygınlaştırılacaktır. Kadınların eğitimine özel önem verilecektir."

3 Kasım 2002 Genel Seçimlerine ilişkin bildiri ve broşürlere ve aday listelerine bakıldığında öncekilerden farklılık taşıdığı göze çarpıyor. Öncelikle adayların cinsiyet kompozisyonu değişmiştir.

2002 DEHAP listelerindeki kadın adayların sayısı yüzü aşmıştır. Bunların yarısı, ilk üç sırada aday gösterilmiş olup, aralarında Adana, Ağrı, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, İstanbul (3.Bölge), Siirt, Urfa, Van gibi oy potansiyelinin yüksel olduğu iller de bulunmak üzere 25 ilde kadınlar ilk sırada aday gösterilmişlerdir.

Bu seçimler, ilk kez kadın kotasının uygulanmaya başlandığı seçimler olduğu gibi kadın adayların belirlenmesinde de kadınlar söz sahibi olmuşlardır.

Kadın aday profili öncekinden farklı ve çeşitlidir. DEHAP Seçim Bildirgesinde şu satırlar yer almıştır;

"... DEHAP, kadın sorununu 21. yüzyılın önemli sorunlarından biri olarak görüyor. Sorun; sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla ele alınacaktır.

DEHAP, ... kadın katılımını, başta siyaset olmak üzere yaşamın her alanına ön koşul olarak koyacaktır.

Türkiye'de kadın işsizlik oranı özellikle kentlerde erkeklerden yüksektir. İşsizlik ve yoksulluk baskısı altındaki kadınlara kolay sömürülebilir ucuz emek deposu olarak yaklaşılmaktadır. ... kadınların istihdam olanaklarından daha fazla yararlanmalarını sağlamaya yönelik, cinsiyet ayrımcı uygulamaları giderici düzenlemeler gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

Kadınların sendikal örgütlenme ve sosyal güvencelerini kazanmaları için mücadele edeceğiz.

DEHAP, milyonlarca kadınla el ele vererek kadın iradesini parlamentoya taşıyacaktır."

Bu seçimde, partinin genel broşürünün yanı sıra, partili kadınlarca hazırlanan biri 'Kadınlar Meclise' isimli kısa bir tanıtım broşürü ile diğeri kadınların programını içeren 13 sayfalık bildiri olmak üzere iki ayrı metin daha çıkartılmış olduğu da ayrıca dikkat çekiyor. 13 sayfalık programda, güncel ve somut saptamalar ve vaatlere yer veriliyor.

2002 genel seçimlerinden iki yıl sonra gerçekleştirilen 28 Mart yerel seçimlerinde de bu tutumun devam ettiği görülüyor. Bu seçimlerde birisi il belediye başkanı olmak üzere, kadın belediye başkan sayısı 10'a çıkmıştır.

DEHAP'ın son kadın belediye başkanları yaş, cinsiyet, eğitim durumu vb. açılardan çeşitlilik içeren bir tablo sergiliyor. Ancak kabul etmek gerekir ki, tümünün ortak özelliği, DEHAP olmasaydı çoğunun seçilmek bir yana aday bile olamayacağı yerlerde aday oldukları ve seçildikleridir.

İl genel meclis üyelikleri ve belediye meclis üyeliklerinde de kota tutturulamamış olmakla birlikte yüzde17'ye yakın bir kadın temsili sağlanmıştır.

2004 yerel yönetim seçimlerinde kota uygulaması, 2002 genel seçimlerindeki kadar kolay olmamıştır. Bunun nedenleri arasında yerel seçimlerde yerel dinamiklerin daha fazla dikkate alınması gereğinin hissedilmesi, kotanın il genel meclisi ve belediye meclisi üyelikleri için de uygulanmasının erkek aday adayları arasında haddinden fazla tepki yaratmış olması gibi etkenler düşünülüyor.

Yüksek sesle dile getirilmiş olmasa da, 2002 seçimlerinde yüksek ülke barajı nedeniyle nasıl olsa kazanmanın kesin olmadığı bir seçimde kadın adayların çok tepki çekmemesine karşın, böyle bir engelin bulunmadığı yerel seçimlerde kadın adayların ve kotanın fazlasıyla tepki çektiği değerlendirmesi de yapılıyor.

Tüm bu tepkilere karşın, tarihsel süreç içinde bakıldığında, gelinen aşamanın küçümsenemeyecek boyutta olduğu açıktır. 1990'ların başlarındaki sembolik kadın adayların ardından, kendi adaylarını hazırlayan ve partinin benimsemiş bulunduğu pozitif ayrımcılık ilkesinin sınırlarını zorlayan kadın bakış açısına sahip bulunan kadınların gelmiş olduklarını görmek mümkündür.

Son genel seçimler esnasında DEHAP'ın kota uygulama yöntemini iki kez değiştirmek zorunda kalması ve seçimlerin ardından kimi yerlerde partili erkeklerin 'seçimleri kadınlar yüzünden kaybettik' demeleri adayların belirlenmesinin hiç de kolay olmadığını ve kadınların kotayı uygulayabilmek için ciddi bir mücadele vermek zorunda kaldıklarını gösteriyor..

DTH ile başlayan yeni dönem: eşbaşkanlık ve yüzde 40 cinsiyet kotası

1990'larda başlayan parti geleneği, 2005'te Demokratik Toplum Partisi (DTP) ile yeni bir aşamaya gelmiş bulunuyor.

Bu yeni partide kadın politikaları açısından eşbaşkanlık sistemi ve yüzde 40 cinsiyet kotası yeni bir aşamayı ifade ediyor. Bu çalışmada DTP'ye kadar olan dönemde siyasi partilerin kadın politikaları incelenmiştir. DTP ile eşbaşkanlık sisteminin ayrıca ele alınması gerekiyor.

Kaynaklar:
* HEP Parti Programı (1992), Basım Yeri Belirtilmemiş
* DEP Tüzüğü (1993), Basım Yeri Belirtilmemiş
* DEP Yerel Yönetimler Programı (1993), Basım Yeri Belirtilmemiş)
* HADEP Tüzüğü (1994), Basım Yeri Belirtilmemiş
* HADEP Parti Programı (1994), Basım Yeri Belirtilmemiş
* Emek Barış Özgürlük İçin Çağrı (1995) HADEP Seçim Bildirgesi
* DEHAP Parti Programı (1997), Basım Yeri Belirtilmemiş
* DEHAP)Parti Tüzüğü (1997), Basım Yeri Belirtilmemiş
* HADEP Yerel Yönetimler Programı (1999), Basım Yeri Belirtilmemiş
* HADEP Tüzüğü (2000), Basım Yeri Belirtilmemiş
* HADEP Merkezi Kadın Komisyonu İç Yönetmeliği
* Merkezi Kadın Komisyonu Araştırma ve İletişim Bürosu, Çizge Matbaası, İstanbul, (1999),
* HADEP Kadın Kolları Yönetmeliği , (2000), Basım Yeri Belirtilmemiş
* HADEP 2. Kadın Konferansı Kararları (1999)
* HADEP Merkezi Kadın Komisyonu 3. Konferansı Broşürü (2000), Merkezi Kadın Bürosu y., Berdan Matbaası, İstanbul
* HADEP 4. Olağan Kadın Konferansı Broşürü, Tarih ve Basım Yeri Belirtilmemiş
* HADEP 4. Olağan Büyük Kongre Faaliyet Raporu (2000), Berdan Matbaacılık, İstanbul
* DEHAP Seçim Bildirgesi, Tarih ve Basım Yeri Belirtilmemiş
* DEHAP Parti Program ve Tüzüğü (2003), Basım Yeri Belirtilmemiş Belirtilmemiş

1 Bu kategorideki kadınlar ağırlıklı olarak Yurtsever Kadınlar Derneğinde bir araya gelmiş olan ve onun kapatılması ile partiye geçen kadınlardır.
.....
.....
sayfa başına dön
 
 
Ana Sayfa'ya Git