Verem Aşısı Öldürmez

Bianet'te 13 Haziran'da yayınlanan "Verem Aşısı Oldu, Öldü" başlıklı Kocaeli Gazetesi mahreçli haberimize, BİA Proje Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Mustafa Sütlaş'tan eleştiri geldi. Aydınlatıcı yazıyı kendimize sürdüğümüz bir "KırmıBiber" olarak yayınlıyoruz.


BİA
14.06.2001    Mustafa SÜTLAŞ

BİA- Muhtemelen bu mesajımdan dolayı bana kızacaksınız. Ancak BİANET' in diğer yayın organları ve portallardan farklı bir yönü ve yükümlülüğü olduğunu düşündüğüm için bu mesajı atmayı bir görev sayıyorum.

Yukarıdaki haberin birçok açıdan eksik olduğunu ve bu hâliyle BİANET'te yer almaması gerektiğini düşünüyorum. En azından bu haber ikinci bir (belki üçüncü) kontrolü gerektiren tipte bir haber. "yanlış" demekten çekiniyorum, ama en azından "eksik"diyorum. Bu eksiklik "Bilimsel" açıdan bir eksiklik.

İsterseniz haberi birlikte irdeleyelim ve başka medyalarda yapıldığında kızıp geçtiğim ama, BİANET'te olunca "geçemediğim" noktaları görelim.
Önce belki "Senin üzerine vazife değil" diyebileceğiniz gazetecilik kuralları açısından yani "5 N + 1 K" yönünden bu habere bakalım:

K(Kim):Pakmaya Kalite Müdürü Tamer Zeytinci ile Aysun Zeytinci iki çocuğundan küçüğü olan 7 yaşındaki İzmit Ulugazi İlköğretim Okulu 1. sınıf öğrencisi öğrencisi minik Tuğce Zeytinci. (Eksik yok)

N-1(Ne olmuş): Ölmüş

N-2(Nerede): İzmit'te yani Kocaeli ilinin merkezinde.

N-3(Ne zaman): Önceki gün.

N-4(Neden): Verem Aşısı, ayağı burkulmuş, sonra iltihaplanmış ameliyata alınmış ve kurtarılamamış ölmüş-(Bağışıklık sistemi bozukmuş)

N-5(Nasıl): Minik Tuğce'yi ölüme götüren olay, iki ay önce sınıfta diğer arkadaşlarıyla birlikte olduğu verem aşısıyla başladı.

(BILGI: Verem yani tüberküloz hastalığı çok önemli sağlık sorunları arasındadır. Bundan korunmak için çok etkili BCG (Bacille-Calmette-Guerin: Verem aşısı) yapılır. Bu aşı tüm çocuklara doğar doğmaz ya da ilk ay içinde yapılır. Sonra 5-7 yaşında -genellikle ilkokula başlanırken- yinelenir.Daha sonra 5 yılda bir yenilemek gerekebilir. Ancak verem basili ortamda bulunduğu ve insanlar tarafından sürekli alındığı için buna genellikle gerek kalmaz ve aşılılık hali yaşam boyu sürer.

Kuşkulu durumlarda önce PPD testi adı verilen test yapılır. Bu test çok kuvvetli müspet çıkarsa -bir tür çıban şeklinde bir lezyon oluşursa- kişide verem olduğu yorumu yapılır, gerekli bazı incelemelerden sonra tedaviye başlanır.

Eğer menfi çıkarsa yani herhangi bir reaksiyon ortaya çıkmazsa ya genel bağışıklık durumunda bir sorun vardır, ya da vücudun savunma sistemi verem basilini tanımamaktadır veya unutmuştur. Bu durumda eğer genel bir bağışıklık sistemi sorunu yoksa aşı yinelenir.)

Habere devam edelim:

"Küçük Tuğçe'nin bağışıklık sisteminde var olan sorun ancak yapılacak küçük bir testle ortaya çıkabilirdi."

(BILGI: Burası doğru. Ancak bağışıklık sisteminde sorun olup olmadığını anlamak için insanlara sürekli ya da belirli aralıklarla test yapılmıyor. Bunu düşündürecek durumlar (genel olarak dirençsizlik hali, özellikle enfeksiyon hastalıklarına kolay yakalanma, geç ya da uzun sürede iyileşme, vücut zayıflığı tekrarlanan enfeksiyonlar vb.) olmalıdır. Dolayısıyla "Bu küçük ihmal, Tuğçe'nin yaşamına mal oldu." diyebilmek için bunu gösteren bazı durumların somut olarak ortaya konulması gerekir. İster anne-baba, ister sağlık kuruluşları burada doğrudan bir ihmalkarlıkla suçlanamaz, suçlanmamalı. Eğer bunlara ilişkin başka bilgiler varsa haberde onların söylenmesi gerekliydi.

Haberde devamla:

"Vücuda enjekte edilen aşıdaki verem mikrobu önce belirgin bir kötüleşmeye neden olmadı" saptaması yapılıyor. Bu aslında haberin manşetini yalanlayan en azından zayıflatan bir ibare.Genellikle sansasyon haberlerinde manşetin uç anlamlarından rahatsız olunduğunda onunla ilgili bir kuşkuyu gündeme getirebilmek için bu tür ibare yer alır. Bu tür ibarelerin altı somut ve net bilgiyle doldurulmadığında kullanılmamalıdır. Burada sorulması gereken soru şudur:

"Tuğçe'nin bağışıklık sisteminde bu aşamada saptanmış, ya da en azından kuşkulanılmış bir yetersizlik söz konusu mudur?"

Ya da "bunun verem aşısıyla bir bağlantısı var mıdır?" sorusu yanıtlanmalıdır.

Haberin içinde bu iki sorunun net yanıtı olmayınca hem aşı, hem aile, hem de sağlık kuruluşları -aşıyı yapan ve tanıda geciken- hakkında "itham"da bulunulmuş oluyor. Bu da nedeni açık ve seçik ortada konulmadığında gazeteciliğin temel kurallarıyla çelişen bir durum yaratmaktadır.

Haberi okumaya devam edelim:

"Bir gün Tuğçe okulda oynarken ayağı burkulunca bir daha üstüne basamadı."

Bu "bir gün"ün ne zaman olduğunu aşının tarihinin ölümden iki ay önce olduğu bilgisine dayanarak kestirebiliyoruz. Tıbbi olarak yorumlarsak en çok 45-50 gün olmalı. Bu sürenin önemi nedir? Ölümün aşıyla kurulacak ilişkisi yönünden önemlidir.

İkincisi burkulma sonucu ortaya çıkan olayı her ne ise bu tıbbi olarak belirtilmemiş. Burkulma sonucu bir daha üzerine basamama diye bir durum tıbben olamaz. Ayak burkulmasının, bağışıklık sistemiyle ilgili bir sorun olsa bile doğrudan bir ilişkisi söz konusu olamaz. Ancak bağışıklık sistemi kötü olan birinde, burkulma değil ama bir kemik kırığı ya da çatlağı üzerine eklenen bir mikrobik iltihap olur ve tedavi edilmezse, ancak o zaman ciddi problemler ortaya çıkarabilir.

Burada aslında başka bir sorun olmasına karşın bunun bir "burkulma" gibi düşünülmesi belki bir haber unsuru olabilir. Hatta böyle bir değerlendirme ve düşünme; kırığı dolayısıyla iltihabı atlamaya ve bir tıbbi hataya neden olabilir. Ama bu olasılıklar haberde bulunmamaktadır.Tersine "burkulma olayı" kesin neden gibi gösteriliyor.

"Bilekte oluşan ödem giderek büyüdü, iltihaplanma oluştu."

Burada da tıbbi bir hata var. Ödem(şişlik) iltihap sırasında olan bir durumdur. İltihap her zaman "mikrobik" iltihap olmak zorunda değildir. Mikrobik olanların dışında da pek çok iltihap olabilir. Dolayısıyla burada iltihap sanki vereme bağlı olarak ortaya çıkmış gibi anlaşılıyor ve yanlış bir düşünce oluşuyor. Oysa gerek olayda, gerekse haberde bu düşünceyi doğrulayacak yeterince veri ve dayanak yok.

Diğer taraftan burkulma bir ödem yaratabilir. Ama bunun kendi başına bir mikrobik iltihaba yol açması diye de bir şey söz konusu değildir.

"Ameliyata alındığında tıbbın yapacağı pek bir şey kalmadığı anlaşıldı."

Tıbbi olarak belirtilmesi gerekirse bağışıklık sistemini düzeltecek bir operasyon yok. Eğer operasyon bacaktaki olası -iltihap- için yapılmış ise bu koşulda da bir hekim hatasından söz etmek gerekir.

Çünkü bağışıklık durumu bozuk olan birisine yanlış bir operasyon yapılmış olur. Ancak tersten söylersek, her operasyon öncesi zorunlu olarak yapılan bazı incelemeler sırasında hastadaki bağışıklıkla ilgili durum ortaya konulabilir, bu noktada da gereği yapılmakla çalışılırdı. Sadece bu durum bile habere esas olan verem aşısı ve bağışıklıkla ilgili durumun bir "sanı" olmaktan öteye gidemeyeceğini düşündürüyor.

Diğer taraftan böyle bir haberi yapan gazetecinin toplumu doğru bilgilendirme adına haberin diğer yönden kontrolünü yapması da gerekirdi.Hadi haberin alındığı Kocaeli gazetesi bunu yapmamış diyelim. Ama BIANET'te bunun yapılması, çift kontrolü yapıldıktan sonra bu haberin girmesi gerekliydi.

Haber neden bu kadar önemli

"İlkesel olarak 'doğru' haber vermek gerekir" diye yanıt vermeyeceğim. Çünkü BİANET zaten böyle yapmaya çalışıyor. Ama burada çok önemli bir konuyla ilgili bir kuşku yaratılıyor: Verem aşısının güvenirliği! .

Verem çok önemli bir hastalık ve korunmak için verem aşısı da büyük bir silahtır. Ülkemizde hiçbir kuşkuya yer vermeden tüm insanlara bunun yapılması gerektiği söylenmeli ve önerilmelidir.

En küçük bir kuşku bile toplumun aşıyla ilgili tutumunda telafi edilmez zararlar yaratabilir. Bu noktada toplumsal bir sorumluluk söz konusudur. Gazeteci bile olsa her vatandaşın bununla ilgili yükümlülüğü vardır. Kuşkusuz gazetecinin daha fazladır.

Eşer aşıyla ilgili, başka bir haber; örneğin etkinliğinin azalması,soğuk zincire uyulmaması, bozuk aşı kullanılması vb.. haberler yapılmış olsaydı bunlar çok önemli olurdu. Ancak buradaki gibi bir haberde hiç de öyle yapmaya hakkımız olmayan bir konuda yanlış bir tutum takınmış oluyoruz. Bu da önemli bir sorumluluktur.

Son olarak haberin sonucunda yer alan şu ifade bir magazin haberinde yer alabilir ama amacı doğru habercilik olan bir haber portalında bunu anlamak ve anlatmak kanımca çok kolay değil. Üzerinde en azından iki kez düşünülmesi gerekiyor. Bu cümleyle amaçlanan ne?

"Önceki gün hayata gözlerini yuman küçük Tuğçe ilk karnesini alamadan toprağa verildi."

Bu yazdıklarım için lütfen bana kızmayın. Amacım sadece uyarmak ve BIANET'te olabildiğince az yanlış yapmak. Doğrulardan başka tutunacak ve savunacak bir şeyimiz yok.

Sevgi ve dostlukla

NOT:
1: BCG aşısı etkinliği azaltılmış canlı basil içeren bir aşıdır.Günümüzde gelişmiş ülkelerde uygulanmasa da bizim gibi verem olgusu yüksek olan ülkelerde çocuk ve gençlerin korunması için rutin uygulanan bir aşıdır. Bağışıklık durumunda bozukluk olan çocuklarda canlı hastalık etkeni içeren aşıların yapılması doğru değildir. Ancak bu durum aşının bağışıklık durumu kontrol.edildikten sonra uygulanmasını gerektirmez. Çünkü bunun olduğunu ortaya koyan başka bulgu ve yakınmalar söz konusudur. Eğer bilen eğitimi tam ve bir hekimin nezaretinde olan bir sağlıkçı aşıyı yapmışsa böyle bir risk söz konusu değildir.
(NA)